Uzmanlar uyardı: Kardeş kıskançlığı çocukları bebekliğe geri döndürüyor

‘Kardeş kıskançlığı’ ebeveynleri zor durumda bırakabiliyor. 5-6 yaşlarında olan ilk çocuk aileye yeni bir bebeğin katılmasıyla onu kıskanıp, kendisi de bebek gibi davranabiliyor ya da ilgi çekmek için hırçınlaşabiliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Emre Ürer, ailelerin kardeş kıskançlığının kötü yanlarından korunmak için ilk doğan çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusuna açıklık getirdi.

“6 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN BEBEK GİBİ DAVRANDIĞI KONUSUYLA ÇOK SIK KARŞILAŞIYORUZ”

Kardeş kıskançlığı sonucu ilk çocukların yeni doğan bebekleri taklit ettiklerini ve davranışlarında bozukluk olduğuna dikkat çeken Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Emre Ürer, “Çocuk, ergen psikiyatrisi 0-18, eski danışanlarınızla 23 yaşa kadar uzatabiliyorsunuz. Bebek, çocuk ve genç erişkinlerin psikiyatrik tanı ve tedavilerini yapan tıp branşıdır. Yakın zamanda polikliniklerde en çok gördüğümüz konu ‘kardeş kıskançlığı’ olarak dikkat çekiyor. Kardeş kıskançlığı bir psikiyatrik olay. Her duygu gibi kıskançlığı da büyük çocuğun tatması gerekiyor. Erken çocukluk döneminde sınırlı yaşanan olumsuzlukların ileride nispeten çocuğun hayatında olumlu katkısı olduğunu düşünüyorum. Kardeş durumu da böyle bir şey. Poliklinikte en çok; ‘küçük kardeşini büyük kardeş istemişti ama doğduğunda davranışları değişti, bebeksi davranmaya başladı ya da bize karşı çok öfkeli oldu ve 6 yaşındaki bir çocuk bebek gibi davranmaya başladı’ gibi durumlarla sık karşılaşıyoruz. 5-6 yaşındaki bir çocuk dünyayı kendi çerçevesinde algılıyor. Tek çocuksanız dünya sizin etrafınızda dönüyor. Yeni bir kardeş geldiğinde ilgi küçük bebeğe kaydığı için dünyanın kendi etrafında döndüğü gerçeği yavaş yavaş sarsılmaya başlıyor. Bu durumda ilk çocuk ufak tefek kırılmalar yaşıyor. Ailelerin çocuğa destek olması, çocuğu bu açmazdan, çatışmadan çıkmasını sağlaması çok önemli. Bu çatışmalarla baş edilemediği noktalarda ya da çocuğun çok ciddi problemleri ortaya çıktığında da hem danışmanlık hem de tanı ve tedavide ailelere destek oluyoruz” diye konuştu.

“YENİ BEBEĞİN DOĞDUĞU GÜN İLK ÇOCUĞUNUZU KARMAŞADA UNUTMAYIN”

İlk çocukların özellikle yeni bebeğin doğacağı gün unutulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Emre Ürer, “Yeni bir bebek aileye katılmadan önce ilk çocuğa durum anlatılmalı. Bu dönemde 2. bebekler genelde planlı bir şekilde yapılıyor. Bebek daha planlanırken ağabey ya da ablaya bir kardeş olabileceği ve kardeşin güzel yanları özendirilerek anlatılmalı. Gebeliğin ilerleyen süreçte yeni doğacak bebeğin eşyaları ve odası hazırlanırken ilk çocuğun görüşlerinin alınması, hazırlık süreçlerine dahil edilmesi çok önemli. Doğum anı da çok önemli. Doğum gününde ilk çocuk genelde karmaşada unutabiliyor. Çocuğun unutulamamasına ya da tek bırakılmamasına özen gösterilmeli. O gün ilk çocuğa hediye alınması ve hatta kardeşine vereceği hediyeyi de onunla birlikte seçmesi önemli. Bunlar ilk çocuğun yalnız olmadığını hissettiren ve kardeşine karşı sempatik yaklaşmasını sağlayan şeyler. Bir aile ortamında ilk çocuğa kardeşinin dünyaya geldikten sonraki zorluklarının da doğum öncesinde açıklanması gerekiyor. Bunu da, ‘aramıza kardeşin katılacak, sende de olduğu gibi kardeşin çok sık uyanabilir, ağlayabilir, onunla daha fazla ilgilenmek zorunda kalabiliriz ama bu seni sevmediğimiz anlamına gelmez, biz daha geniş bir aileyiz ve seni eskiden olduğunu gibi yine çok seveceğiz’ gibi cümlelerle açıklama yapılması doğru olur” şeklinde konuştu.

“5 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUNUZ KISKANÇLIKTAN TEKRARDAN BEZLENEBİLİR”

Tuvalet alışkanlığı olan ilk çocuğun kıskançlık sonrası tekrar bezlenmek zorunda kalınabileceğine dikkat çeken Dr. Emre Ürer şöyle devam etti:

“Her kıskanan çocukta bir davranış bozukluğu olacak diye bir şey söz konusu değil. İyi hazırlanmadıysa ilk çocuk, bebek doğmadan önce gerekli ilgi ve bilgi verilmediyse, bebek ağabey ya da abla için bir sürpriz niteliği taşıyorsa, bir baskı niteliği taşıyorsa eve bir anda kardeş getiriliyor bir anda ikinci plana atılıyor ya da öyle hissettiriliyorsa ilk çocuklarda uyum sürecinin daha problemli geçeceğini öngörebiliriz. Uyum bozuklukları çocuklarda erişkinlerdeki gibi olmaz. Erişkinler daha çok kaygılı, endişeli ve depresif bir durum sergilerken çocuklarda öfke ve karşı gelme duygularının ön planda olduğu ya da bir önceki gelişim dönemine dönmenin (regresyon) ortaya çıktığı durumlarla karşılaşabiliyoruz. 5 yaşındaki bir çocuk tuvalet eğitimini 2 yıl önce tamamlamışken bir anda ilgi çekmek ya da uyum bozukluğundan dolayı altına tuvaletini kaçırabilir. Tekrar bezlenmek isteyebilir ya da tekrar emmek isteyebilir gibi şikayet ve duyumlarla karşılaşabiliyoruz. Bu örnekler uyum bozukluğunun şiddetine göre çok da değişebilir.”

Tedavi ve tanı koydukları diğer duygu durum bozuklukları ile ilgili de açıklamalarda bulunan Dr. Ürer, şunları söyledi:

“Çocuk psikiyatrisine gelen çocukların yüzde 60’ı doğuştan gelen erken çocuklukta bulgu çıkartan bozukluklardan (nörogelişimsel bozukluklar) oluşuyor. Diğer kesim ise duygu bozuklukları, depresyon, uyum bozuklukları gibi durumlar. Nörogelişimsel bozukluklar, doğumdan yaşam boyu süren bozukluklardır. Çocuk ne kadar erken gelişimsel dönemde getirilirse ne kadar uygun müdahale yapılırsa o kadar net sonuç alma potansiyeline sahibiz. Eğer getirilmezse büyüdükçe geçmez, büyüdükçe büyür. Dikkat eksikliği olan bir çocuğa okul öncesi müdahale edersek ilerleyen dönemlerde hiçbir sorunla karşılaşmama potansiyelimiz varken hiçbir müdahale edilmeyen çocuk ilerleyen dönemde ciddi akademik, ilişki ve ergenlikle birlikte madde kullanımı, suça karışma, öfke kontrol problemleri gibi kişiyi ve toplumu etkileyen sorunlarla karşılaşabiliriz. Aileler psikiyatriye gelmeye çekiniyorlar. Bizim toplumuzda bazı tabular var. Aileler tanı alma, tanının ileride karşısına çıkma ya da toplumda damgalanma gibi endişeler taşıyarak bize geliyorlar. Psikiyatristler bilgileri gizli tutma ve kimseyle paylaşmama konusunda son derece dikkat eden hekimlerdir. 0-18 yaş arasına baktığınızda birçoğu önlenebilir ya da erken müdahale ile geçmesi muhtemel bozukluklar olduğu için böyle bir problemin ilerleyen yaşlarda çocuklarımın karşısına çıkacağını düşünmüyorum. Psikiyatrik bozukluklar; beyinin kimyası, nörolojik ya da sinir hücrelerinin iletişimiyle alakalı bozuklukladır. O yüzden birçok durumda ilaç kullanılabilir. Kullanılan ilaçlar uzun yıllardır hastalara verilen, etkileri ve yan etkileri iyi bilinen, hekim tarafından takip edildiğinde de çocuğa ve aileye sorun oluşturmayacak moleküllerdir. O noktada ilaç kullanımında ailelerin çekincelerini anlamakla birlikte takiplerine düzenli geldiklerinde bir problem yaşamayacağımızı düşünüyorum.”