”Amirallerin Montrö bildirisi” davasında ilk duruşma tamamlandı

Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanıklardan bazılarıyla avukatları katıldı. Duruşmayı Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve bazı milletvekilleriyle Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan da takip etti.

Duruşmanın başında söz alan sanık avukatlarından Ümit Kocasakal, Montrö’ye sahip çıkan vatanseverlere bir yurttaş olarak sahip çıkmak için salonda bulunduğunu söyledi.

Sanıklarla ilgili toplanacak bir delil bulunmadığını belirtip, beraat isteyen Kocasakal, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, unsurları oluşmadığı anlaşılan suçtan ötürü sanık beyanları alınmadan beraat kararı verilmesini hukuki bulduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının (MSB) davaya müdahillik talebinde bulunduğunu hatırlatan Kocasakal, bu kurumların suçtan doğrudan zarar görmediklerini, bu nedenle davaya katılmalarının doğru olmayacağını ifade etti ve söz konusu kurumların müdahillik taleplerinin reddini istedi.

Mahkemenin müşteki kurumları duruşmaya çağırmasını eleştiren Kocasakal, atılı suçun şikayete bağlı olmadığını, bu nedenle söz konusu kurumların müşteki olamayacaklarını savundu.

Sanıkların, vatan sevgisi ve yurttaş sorumluluğu gereği yaptıkları açıklamadan dolayı üzerlerine atılan suçlamanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu öne süren Kocasakal, davanın kendisine Silivri mahkemelerinin acı hatıralarını çağrıştırdığını belirtti.

Sanıkların fikirlerini açıkladıklarını bildiren Ümit Kocasakal, “Fikir açıklamak için birilerinden izin ve onay mı almak gerekiyor? Vatan sevgisinden, ülke için endişelenmekten emekli mi olunur?” diye konuştu.

Sanıkların suçu işleyecek vasıtalara da sahip olmadıklarını savunan Kocasakal, bir düşüncenin açıklanmasının suça kafi sayılamayacağını, tamamı emekli olan sanıkların yaptığı açıklamanın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İddianameyi de eleştiren Kocasakal, “Bu iddianame net biçimde savcılık tarafından hazırlanmamış. Hukuki niteleme ve delil değerlendirmesinden yoksun iddianamede sanıklara suç icat edilmiş. Bir fiile suç arayamazsınız, fiil bir suç tipine oturuyorsa oturuyordur. Aramışlar, taramışlar buna uydurmuşlar. Bu iddianame hukuksal açıdan kara bir lekedir.” diye konuştu.

Kocasakal, suça konu açıklamada yer alan “aksi takdirde” ifadesinin tehdit unsuru içermediğini, bunun uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Avukat Kocasakal’ın beyanının ardından ara kararı açıklayan mahkeme, sanıkların beyanları alınmadan beraat ettirilmesi yönündeki talebi reddetti. Heyet, katılma taleplerini ise sanıkların tamamının savunmasının alınmasının ardından değerlendireceğini bildirdi.

– “ÜLKENİN TAPU SENEDİ”

Ara karardan sonra savunma yapan sanıklardan emekli Tuğamiral Abdullah Akgül, hakkındaki suçlamayı kesinlikle reddettiğini ve beraat istediğini söyledi.

Mesleki geçmişini anlatan Akgül, emekli amirallerin kurduğu bir WhatsApp grubuna üye olduğunu, söz konusu grupta bir duyuru hazırlanacağını öğrendiğini, duyuruya imza attığını fakat içeriğe katkısının olmadığını anlattı.

Duyuruyu imzalamasının sebeplerini anlatan Akgül, ülkenin tapu senetlerinden biri olan Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasını doğru bulmadığını ifade etti.

Hazırladıkları duyurunun muhtıra olarak nitelenemeyeceğini aktaran Akgül, “Muhtıralar bir güce dayanır. Yıllar önce emekli olmuş, emretme yetkisi bulunmayan, her biri farklı şehirlerde yaşayan kişilerin böyle bir gücü olabilir mi? Bu açıklamanın, hangi gerekçelerle muhtıra olarak adlandırıldığını anlamak mümkün değil.” diye konuştu.

İddianamede suç unsuru bulunmadığını savunan Akgül, iddiaların hukuki ve fiili dayanaktan yoksun asılsız değerlendirmelerden ibaret olduğunu öne sürdü.

Akgül, muvazzaf Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensuplarını hükümete karşı illegal şekilde harekete geçmeye çağırdıkları yönündeki suçlamanın da gerçeği yansıtmadığını, TSK tarihinde emekliler tarafından harekete geçirilmiş herhangi bir muvazzaf kuvvet bulunmadığını, hiçbir emeklinin görevdeki kişiye tavsiyede dahi bulunamayacağını, bunun hakaret kabul edileceğini dile getirdi.

– “DARBEYE DİRENEN HALKIMIZIN ARASINDA YER ALDIM”

Sanık Abdullah Can Erenoğlu da emekli bir koramiral olarak, Türkiye’nin anavatan ve mavi vatandaki hak ve çıkarlarını korumak maksadıyla devletin verdiği görevleri 40 yıl boyunca mutlak sadakatle yerine getirdiğini belirtti.

Bir ülkeye yapılabilecek en büyük ihanetin darbe olduğuna ve millet iradesinin üstünlüğüne inandığını aktaran Erenoğlu, emekli amirallerin duyurusunun yurttaşlık görevi ve sorumluluk duygusuyla hazırlandığını ve kamuoyuna yönelik bir düşünce açıklaması olduğunu ifade etti. Erenoğlu, duyuruda darbeye ilişkin en ufak bir ifade bulunmadığını savundu.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında direnmek için sokağa çıkan ilk amiral olduğunu anlatan Erenoğlu, şunları kaydetti:

“Genelkurmay Başkanlığı önünde darbeye direnen halkımızın yanında yer aldım. Üzerimize helikopterden ateş edildi. Canım pahasına direndim. Vatan sevgisi emekli olunca bitmiyor. O nedenle gittim. Daha sonra Sahil Güvenlik Komutanlığının önüne geçtim. 3 yıl buranın komutanlığını yapmıştım. Burada direnenler olduğu söylendi. İçeri girmek istedim. Bana ateş edildi. Canım pahasına direndim ve bu kişilerin teslim olmalarını sağladım. Bunu kendi irademle yaptım.”

İddianamede delil olarak sunulan hususların, yakın tarihe dair yorumlar ve siyasilerce yapılan açıklamalardan ibaret olduğunu savunan sanık, iddianamede siyasi beyanlara, tek elden çıkmış tepkilere ve niyet okuma niteliğindeki değerlendirmelere yer verilmesinin adalete zarar vereceğini söyledi.

Suça konu metnin başlığının duyuru şeklinde olduğunu, metinde bildiri ifadesinin yer almadığını belirten Erenoğlu, “Tüm bu yargısız infaz ve karalamalar, duyurunun bilgilendirme amaçlı mahiyetini değiştirmedi.” dedi.

Erenoğlu, sanıklardan hiçbirinin atılı suçu işleyecek gücünün ve niyetinin bulunmadığını kaydetti.

– “HERKES AYNI NOKTAYA GELDİ”

Emekli Tuğamiral Ahmet Şenol da 70 yıllık yaşamı boyunca ilk kez mahkeme önüne çıkıp savunma yaptığını söyledi.

Siyasi demeçlerden ötürü adil yargılanma hakkının elinden alınmasından endişe duyduğunu belirten Şenol, duyurunun hazırlanmasında bir dahlinin olmadığını, suç unsuru taşımayan açıklamanın tamamen iyi niyetle saygı ve nezaket içinde yapılmış bir bilgilendirmeden ibaret olduğunu ifade etti.

Açıklamanın Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasının önüne geçmek amacıyla hazırlandığını aktaran Şenol, muvazzaf TSK mensuplarını hükümete karşı illegal biçimde harekete geçirme suçlamasının kendileri açısından hiçbir karşılığının bulunmadığını savundu.

Sanıklardan Emekli Koramiral Atilla Kezek de üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Duyuru yayınlanır yayınlanmaz daha içeriği anlaşılmadan yoğun saldırıya uğradıklarını ve linç edildiklerini öne süren Kezek, “Gözaltına alındık, kelepçe takıldı ama savaştan dolayı şimdi herkes bizimle aynı noktaya geldi. Bu yazıda kimseyi incitecek bir söz yoktur. Biz Montrö’nün önemini vurguladık.” ifadelerini kullandı.

Sanıklardan emekli Tümamiral Emin Sami Örgüç, emekli amiraller arasında kurulan WhatsApp gurubuna üye olduğunu, açıklamayı burada gördüğünü ve suç unsuru taşımadığı için imzaladığını söyledi.

Duyurunun yayınlanma zamanında herhangi bir özel amaç güdülmediğini öne süren Örgüç, açıklamada yer alan kelimelere özel anlamlar yüklenerek haklarında suç üretilmek istendiğini savundu. Örgüç, açıklamanın düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Rusya-Ukrayna savaşının kamuoyuna sundukları düşüncelerin haklılığını ortaya çıkardığını dile getiren Örgüç, beraat talebinde bulundu.

Sanık avukatlarının beyanının ardından mahkeme, yarın devam etmek üzere duruşmayı tamamladı.